Tarihi

SALGIN DÖNEMİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM

Korona ile birlikte ‘eğitim sistemleri’ de sınavdan geçiyor. Koronavirüs salgını sadece sağlığımızı etkilemedi. Yaşam biçimlerimizi de değiştirdi. Bütün yaşamımızı ve iş piyasasını tümüyle etkilediği gibi en çok etkilediği alanlardan biri de şüphesiz eğitim-öğretim oldu. Salgının etkisiyle dünyada birçok ülkede okullar süresiz veya belirli aralıklarla ya da değişik dönemlerle kapanırken, olağanüstü eğitim dönemi yaşanmaya başladı. Salgın sürecinde Teknik Eğitim Vakfı olarak dünyadaki gelişmeleri, sorunları ve çözümleri izleyerek değerlendirmeler yaptık. Yaşanan süreçte alınacak kararlara ve yapılacak çalışmalara katkı sağlamak amacıyla değerlendirme ve önerilerimizi kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz.

Bu süreçte yurtiçinde ve yurtdışında sınavlar ertelendi, sınıf geçme şartları ve mezuniyetler ile ilgili yeni düzenlemeler yapıldı. Uzaktan eğitim olarak nitelendirilen bu süreç, sadece öğrenci ve eğitimcileri etkilemedi. Süreçten ötürü evlerde anne ve babalar da öğretmenlik rolünü üstlenmek zorunda kaldı. Eğitim-öğretim hayatının devamı için yeni bir süreç yaşanırken öğrenci, öğretmen ve aileler de bu değişimlerle baş etmeye çalışmaktadır. 

2019-2020 eğitim öğretim yılı 2. döneminde bazı ülkelerde ve ülkemizde alınan kararlar sonucunda okul öncesi eğitimden yükseköğretime kadar ulusal ya da yerel düzeyde tüm okullar kapatıldı. Bu süreçte okulların kapatılmasından etkilenen öğrenci sayısı 1,5 milyarı aştı. Okulları kapatan ülkeler, eğitim öğretime uzaktan öğrenme araçlarıyla devam etme kararı aldı. Bazı ülkeler okulları süre belirtmeden kapatırken, bazı ülkeler ikinci yarıyılın geriye kalan kısmında okulların açılmayacağını duyurdu. Bu durumda öğrencilerin mevcut öğrenme durumları yeterli kabul edilerek veya ara sınıftaki öğrencilerin telafi eğitimleri ile bir üst sınıfa geçmeleri, son sınıfta olan öğrencilerinse mezun sayılmaları kabul edildi.  

2019-2020 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı, son sınıf öğrencilerinin mezun sayılacağını, ara sınıfların da bir üst sınıfa geçmiş kabul edileceğini duyurdu. Ayrıca  8. sınıf öğrencilerinin LGS’de, 12. sınıf öğrencilerinin YKS’de birinci dönemin sonuna kadar işlenen konu ve kazanımlardan sorumlu olacaklarını açıkladı. Bu açıklama geçen yıl için önemli bir belirsizliği ortadan kaldırmış oldu fakat aynı süreçte 2020 yılı yükseköğretime giriş sınavlarının tarihleri bir ileri bir geri alınmak suretiyle öğrencilerin ve ailelerinin sıkıntı yaşamalarına sebep olundu. 

Türkiye’nin nüfusu yaklaşık 83 milyon, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul/kurumlarda yaklaşık 18 milyon ve Yükseköğretim Kurumlarında da yaklaşık 8 milyon olmak üzere toplam öğrenci sayısı ise yaklaşık olarak 26 milyondur. Salgın öncesinde ortaokul ve lise seviyelerinde yaklaşık 1,6 milyon, yükseköğretim seviyesinde ise yaklaşık 4 milyon öğrenciye uzaktan eğitim veya açık öğretim verme tecrübemiz vardı. Buna rağmen Türkiye’deki nüfusun yaklaşık 3’te biri öğrenci ve bu ölçekte bir nüfusa uzaktan eğitim verme konusuyla ilk defa karşılaşıldığı  için çok ciddi sorunlarla karşı, karşıya kalınmıştır. 

2020-2021 öğretim yılı 1. döneminde sınavlara yönelik alınan tedbirler genel olarak; sınavları iptal etme, sınavları erteleme, sınavların formatında uyarlamalar yapılması şeklinde gerçekleşmiştir. Salgın sebebiyle okulların kapalı kalma süresi uzadıkça okul ve sınav takvimlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve özellikle ilk ve ortaöğretimden bu yıl mezun olması beklenen öğrenciler için ayrıca ek tedbirler alınması gerektiği görülmektedir. 

 Uzaktan ve Yüz Yüze Eğitim

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını nedeniyle eğitim ve öğretim faaliyetlerinde hem yüz yüze hem de uzaktan eğitim uygulamalarının birlikte ele alındığı bir sürece geçilmiştir. Ülkemizde uzaktan eğitim süreci Milli Eğitim Bakanlığı ve TRT iş birliğinde 23 Mart 2020 tarihinden itibaren ulusal uzaktan eğitim platformu Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve video derslerin yayımlandığı TRT (EBA) TV kanalı ile yürütülmektedir.

2020-2021 eğitim ve öğretim yılı, öğrencilerimizin bir alt sınıfta eksik kalan kazanımlarının telafi edilmesi amacıyla 31 Ağustos 2020 tarihinde uzaktan eğitim yoluyla başlatılmıştır.  Devamında ise 21 Eylül, 12 Ekim ve 2 Kasım tarihlerinde yüz yüze eğitime küçük adımlar ile kademeli ve kısmî olarak geçiş olsa da 23 Kasım 2020 tarihinde yüz yüze eğitime tekrar ara verilerek yeniden bütünüyle uzaktan eğitime geçilmiştir.  

Salgın sürecindeki uzaktan eğitim faaliyetlerinde sınıf içi öğrenmenin yerini ev ortamında öğrenme almıştır. Öğrencilerimizin bireysel farklılıkları ve farklı öğrenme yaşantıları da dikkate alındığında ders materyaliyle birlikte destek materyalinin de önemi artmıştır. Öğrencilerin evlerinde aynı ekonomik ve sosyal imkânlara sahip olmadıkları değerlendirilirse eksikliklerin boyutu çok daha somut bir şekle bürünür. Bunun yanı sıra öğrencilerin sınıf ortamında ya da diğer zamanlarda gerek bireysel gerekse arkadaşları ile iş birliği içinde çalışmalar gerçekleştirmesine imkân verecek şekilde, etkileşimli uygulama ve dijital içeriklere de ihtiyaç duyulmaktadır.  

Yeni dönemde eğitim kurumlarının uzaktan öğrenmeyi yüz yüze öğrenme ile birlikte nasıl etkili bir şekilde kullanabilecekleri, bilişim teknolojileri ile verilecek öğretim süreçleri, öğrencilerin ve anne-babaların öğrenme faaliyeti içinde daha etkin olarak yer alacak şekilde öğretimin planlama ve uygulama süreçlerine dâhil edilecekleri, öğretmenler arası iş birliğinin nasıl geliştirileceği gibi konuların yeniden tasarlanıp değerlendirilmesi gerekmektedir. 

Bu çerçevede ülkemizde verilen eğitim, örgün ve yaygın eğitim olmak üzere ikiye ayrılmakta olup; yaygın eğitim kendi olağan sürecinde devam etmekle birlikte salgın dolayısıyla yaşanan sıkıntılar ve olağanüstü durum daha çok örgün eğitim sürecinde yaşanmaktadır.

Örgün eğitim; belirli yaş grubundaki ve aynı seviyedeki bireylere, amaca göre hazırlanmış programlarla, okul çatısı altında düzenli olarak yapılan eğitim olup, ülkemizde aşağıda belirtilen okul düzeylerinde bulunan eğitim öğretim faaliyetleridir.

1- Okul Öncesi Eğitim; Bireyin gelişiminin en kritik dönemi olarak kabul edilen okul öncesi eğitim hizmetleri ülkemizde resmî, özel anaokulları, anasınıfları ve uygulama sınıflarında yürütülmektedir.

2- İlköğretim, öğrenim çağında bulunan kız ve erkek çocuklar için devlet okullarında mecburi ve parasız olarak verilir. İlköğretim kurumları; 4 yıl süreli ve zorunlu ilkokullar, 4 yıl süreli zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam hatip ortaokullarından oluşmaktadır. Bu okullarımızda yaklaşık 11 milyon öğrenci ile eğitim ve öğretim yapılmaktadır.

3- Ortaöğretim, öğrencilere ortak bir genel kültür vererek yükseköğretime, mesleğe, hayata ve iş piyasasına hazırlamayı; Milli Eğitim Temel Kanununun genel ve özel amaçları doğrultusunda gerekli nitelikler yönünden geliştirmeyi; çağımızın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatılmış olarak geleceğe hazırlamayı amaçlamaktadır. Ortaöğretim; genel ortaöğretim, mesleki ve teknik ortaöğretim ve din öğretimi olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.

Mesleki ve Teknik Ortaöğretim

Mesleki ve teknik eğitimin, ülkelerin ekonomik kalkınmasında ve gençlerinin istihdamının sağlanmasındaki rolü, önemlidir. Türkiye ekonomisi için nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanmasının mesleki ve teknik eğitimle sağlanması istenilmektedir.  

Mesleki ve teknik eğitim ile öğrencilerin meslek ahlakına sahip iyi insan, iyi vatandaş olarak yetişmelerinin yanı sıra ilgi, yetenek ve yetkinlikleri doğrultusunda iş piyasasında yerini alması veya isteğe ve yeterliliğe bağlı olarak bir üst öğrenime geçişleri amaçlanmaktadır.  

Mesleki ve teknik eğitim; ortaöğretim düzeyinde mesleki ve teknik Anadolu liseleri, çok programlı Anadolu liseleri ve mesleki eğitim merkezlerinde verilmektedir.  

2020 - 2021 eğitim ve öğretim yılında Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde 47 alan ve 105 dalda, Mesleki Eğitim Merkezlerinde ise 27 alan ve 142 meslek dalında eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam edilmektedir. 4.000’den fazla resmî mesleki ve teknik ortaöğretim okul/kurumda, yaklaşık 140 bin öğretmen ve 1,6 milyon öğrenci ile eğitim ve öğretim yapılmaktadır. İş piyasasının ihtiyaç duyduğu mesleklerde nitelikli iş gücünün yetiştirilmesini sağlayacak şekilde mesleki ve teknik eğitimin kalitesini artırmak ve eğitim-istihdam-üretim bağlantısının yürütülmesini sağlamak amacıyla faaliyet gösterilmektedir.   

Mesleki ve Teknik Eğitim okul/kurumlarında Döner Sermaye İşletmeleri aracılığıyla öğrencilerin, sektörün talep ettiği becerileri gerçek iş ortamlarında kalıcı ve sağlam bir şekilde kazanarak istihdama hazır bir hâlde mezun olmaları istenmektedir. Bu nedenle okullarımızdaki makine parkı ile nitelikli iş gücünün ekonomiye kazandırılması için atıl bırakılmaması önem arz etmektedir. Mesleki ve teknik ortaöğrenim kurumlarının döner sermaye gelirlerinden alınan Özel Tüketim Vergisinin % 1’e düşürülmesinin yanında Katma Değer Vergisinin de % 1’e düşürülmesi ve döner sermaye işletmelerinin üretim kapasiteleri artırılarak daha fazla öğrencinin gerçek iş ortamında eğitim almasının önünün açılması sağlanmalıdır.  

Dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgınıyla mücadele kapsamında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında dezenfektan malzemelerinden tek kullanımlık tulumlara, cerrahi maskelerden yüz koruyucu siperliklere, solunum cihazından istenilen standartlardaki maskeye kadar çok çeşitli ürünler üretilmektedir.  

Doktor, hemşire ve hasta bakıcılar başta olmak üzere tüm sağlık çalışanları ile emniyet görevlilerinin COVID-19 sürecindeki çalışma koşullarından kaynaklanabilecek bulaş taşıma durumunun önlenmesi amacıyla, ilgili görevliler pansiyonları olan mesleki ve teknik okul/kurumların ve uygulama otellerinde ağırlanmaktadır.  

SALGIN SÜRECİNDE OKUL/KURUMLARDA YAŞANAN SIKINTILAR

A- ÖĞRETMEN AÇISINDAN

Mesleki ve teknik eğitim okullarında, özellikle atölye ve laboratuvar derslerinin yüz yüze ve uygulamalı olarak yapılamaması, öğrencilerin beceri kazanımları ile iş piyasasına uygunluk düzeyleri arasında uyum eksikliğine yol açmaktadır. Atölye ve meslek derslerinde edinilmesi gereken kazanımların ve beceriye olan yatkınlıklarının, bu süreçte elde edilememesi neticesinde ilerleyen zamanlarda, özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalışan öğrenci veya diğer çalışanlar için kaza ya da yaralanmalara sebep olması öngörülmektedir.  

12. sınıflarda işletmelerde mesleki eğitim yapan öğrencilerin, işletmelere gitmelerinin veli isteğine bırakılarak seçimli hâle getirilmesi ve uygulamalı eğitimlerin telafi edilememesi, 

Uzaktan eğitimde atölye/laboratuvar çalışmalarında yaparak/yaşayarak/uygulayarak öğrenme ile ilgili teknoloji ortamının ev ortamında oluşturulmasının imkânsız olması, 

Uzaktan eğitimde öğretmenlerin öğrencilerle karşılıklı görüntülü görüşme imkânı olmadığından eğitim iletişiminin yetersiz olması, öğretmenlerin istenilen düzeyde öğrenciyi takip edememesi ve izleme gerçekleştirilememesi nedeniyle planlanan eğitim hedefine ulaşılamaması,  

Öğrencilerin derslere katılımlarının zorunlu olmaması sebebiyle katılımın yetersiz olduğu durumlarda öğretmenin öğretme isteğinin olumsuz etkilenmesi, 

Öğretmen ve öğrencilerin atölye/laboratuvarda kullanması gereken iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili KKD (Kişisel Koruyucu Donanım) ve temizlik/dezenfektan malzemesinin temini konusunda süreç yönetiminin yetersizliği, KKD temini konusunda ekonomik maliyetin öğretmen ve personel tarafından  karşılanmak zorunda bırakılması,  

Atölye/laboratuvar ve meslek derslerinin, karma eğitim (yüz yüze ve uzaktan bir arada) uygulandığı dönemlerde uzaktan verilecek teorik ders saatleri ile yüz yüze verilecek uygulamalı ders saatlerinin belirlenmesinin okul idarelerinin inisiyatifine bırakılması sonucu eğitimde uygulama birliğinin sağlanamaması,

Eğitime erişimde internet, bilişim ve iletişim araçlarında çeşitli teknik sorunlar doğması durumuyla sık sık karşılaşıldığından eğitimde iletişim imkânı zorlaşmaktadır.

Salgın sürecinde atölye ve meslek dersleri öğrenmelerinin ücret kayıpları oluşması sebebiyle ekonomik kayıplara dayalı geçim sıkıntılarına sebep olunmaktadır.  

Salgın sürecinde hem öğretimin hem sınavların içerikleri ve tarihlerinde değişiklikler olurken, salgın döneminde “eğitimde neler olduğunu” araştıran çalışmalar, yaşanan sürece ışık tutuyor. Eğitim sistemlerinin sınavdan geçtiği belirtilen analizlerde, özellikle de yaşanan bu süreçte; öğretmenlerin iyi olma hâlinin desteklenmesi gerektiğinin de altı önemle çiziliyor. 

B- ÖĞRENCİ AÇISINDAN

Uzaktan eğitimde öğrencilerin internet, bilişim ve iletişim araçları ile ilgili ekonomik imkânların yetersizliği nedeniyle eğitime katılımda erişim ve etkileşim sorunu yaşanmakta; internet, bilgisayar, TV vb. araçları; ekonomik sebeplerle sağlayamayan veya kardeşleriyle beraber dönüşümlü kullanmak zorunda kalan öğrenciler, derslere katılamadığından öğrenim kazanımlarını gerektiği gibi edinememektedir.   

Okul ortamında arkadaşları ve öğretmenleri ile sosyal iletişim yaşayan öğrenciler, salgın sürecinde uzaktan eğitimde arkadaşlarından uzak kaldıkları  sosyal iletişimde sorunlar yaşamaktadırlar. Öğrencilerin daha çok dijital ortamları kullanmaya başlamaları,  toplumdan soyutlanmalarına yol açmakta, yalnızlık duygusu ile korku ve endişelerini artırmaktadır. 

Öğrencilerin sürekli bilgisayar başında olmalarının sağlık açısından sorunlar yaratacağı öngörülmekte; özellikle bilinçli bilişim araçları kullanım alışkanlığı olmayan öğrencilerde bu durum, fiziksel sağlık sorunları oluşturabilir  ve dijital bağımlılığa yol açabilir. 

Ev ortamında derslere katılan ancak evdeki öğrenme ortamı  uygun olmayan öğrenciler, ses yükselterek derslere katılmakta çekimser kaldıklarından,  bu durum kendilerini ifade edememelerine sebep olmaktadır. Hatta ortamı uygun olmayan öğrenciler derse katılmaktan kaçınma durumunda kalmaktadırlar. Ailelerin, uzaktan eğitim metoduyla uygun ortam sağlamada yetersiz kalması sebebiyle öğrenciler uzaktan eğitime katılamamaktadır.  

Mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında okuyan öğrencilerin genellikle ekonomik olarak dar gelirli ailelerin çocuklarından olması, öğrencilerin kazanç elde etmek için iş piyasasında çalışmayı tercih etmesi, uzaktan eğitime katılımı engellemiştir. Çoğu öğrenci bu süreçte ailesine maddi katkı sağlamak için meslekleri dışındaki geçici işlerde çalışmak zorunda kalmışlardır. Bu durum, öğrencilerin okul/kurumlarında aldıkları mesleki ve teknik eğitimlerinde öğrenim kaybına yol açtığı gibi mesleklerine olan güvenlerinin kaybedilmesine de sebep olmaktadır.  

Özellikle devam zorunluluğunun olmaması, öğrencilerin derse katılımlarını azaltmakta ve mesleki kazanımlarının eksikliğine yol açmaktadır.  

Genel olarak ekonomik açıdan oldukça zor koşullarda eğitim-öğretim süreçlerini devam ettirmeye çalışan mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında okuyan öğrenciler, destek kapsamında kendilerine tanımlanan internet paketlerini, bu paketler EBA üzerinden tanımlı olduğu için kullanamamaktadırlar. Çünkü EBA üzerinden mesleki ve teknik eğitim okullarındaki öğrencilere canlı ders tanımlanamamakta, harici canlı ders sekmesiyle dersler EBA dışı platformlardan (zoom, google meet vb.) yapılabilmektedir. 

Salgın tedbirleri kapsamında “İşletmelerde Mesleki Eğitim” uygulamasında yaşları küçük olan öğrencilerin işletmede çalışmalarını engellemiş, sonrasında Bakanlığın aldığı kararla öğrencilerin veli ve işyeri izni ile çalışmalarına imkân tanınmıştır. Ancak, çoğu veli çocuğunu riske atmamak adına işletmeye göndermemiştir. Bu durumdaki öğrencilerin işletmede mesleki eğitimlerinin okullarda verilmeye çalışılması öğretmen ve idarecilerde de sıkıntılar yaşatmaktadır. Bu durum öğrenciler arasında beceri gelişimi farklığını oluşturmakta, iş piyasasının gerçek üretim şartları dışında öğrencinin kendini tekrarlamasına sebep olmaktadır.

Öğrenciler bu süreçte, atölye/laboratuvarlarda müfredat programına uygun yeterli eğitim alamamışlardır. Salgın sürecinde uygulanan kısıtlamalar atölye/laboratuvarlarda uzun süreli yapılacak eğitim çalışmalarının bütünlüğünü bozmuştur. Öğrenciler uygulamalı eğitimde iş üretme süreci olarak eksik kalmışlar, bu süreçte öğrenciler uzun süreli iş planlamaları içerisine alınamamışlardır. Mesleki ve teknik eğitimin olmazsa olmazı olan yaparak ve yaşayarak öğrenme yetisinden uzak bir süreç yaşanmaktadır.

Mesleki ve teknik eğitim okullarında Anadolu Meslek ve Anadolu Teknik Programı bulunmakta ve Anadolu Meslek Programı 12. sınıf  öğrencileri eğitim öğretim yılı boyunca haftanın 3(üç) iş günü işletmelerde mesleki eğitim alıp 2 (iki) gün ise okul derslerine devam etmektedirler. Anadolu Teknik Programı öğrencileri ise yaz stajı uygulamasına tabidir. Yaz stajı 10 ve 11. Sınıf öğrencileri yaz döneminde yani örgün eğitim bittikten sonra yapmaktadırlar. Dolayısıyla 2019-2020 eğitim öğretim yılında 11. sınıfta olan Anadolu Teknik Programı öğrencileri yaz stajı uygulamasına tabi oldukları hâlde stajlarını  Kovid-19 salgın sürecindeki kısıtlamalar nedeniyle yapamamışlardır. Şu an mesleki ve teknik eğitim okullarının birçoğunda 12. sınıfta öğrenim gören bu öğrencilerin stajlarını ne zaman yapacakları bilinmemektedir. Bu öğrencilerin staj yapmadan mezun olmaları ise bu okul türlerinin eğitim yapısına hiçbir şekilde uymamaktadır. Öğrencilerin staj yapmaları için mezuniyetlerinin geciktirilmesi sebebiyle diploma almaya hak kazanmalarının gecikmesi yükseköğretim sınav ve kayıt döneminde birtakım sıkıntıları da beraberinde getirecektir. 

 Mesleki ve teknik eğitimde özellikle 9. sınıf öğrencileri için atölye/laboratuvar ve meslek dersleri okula uyumlarını sağlamada çok önemli bir faktördür. Haftada bir-iki gün okula gelmeleri mesleki uyumlarının yetersiz kalmasına, mesleklerini tanımalarına engel olmakta ve 9. sınıf öğrencilerinin uzaktan eğitimde mesleklerini tanımalarına imkân bulunmamaktadır.  

C- DÖNER SERMAYE ÇALIŞMALARI

Salgından dolayı ailelerin, öğrencilerin döner sermaye çalışmalarına katılmalarına sıcak bakmamaları ve öğrenciye izin vermek istememeleri nedeniyle bu süreçte öğrenciler, DÖSE çalışmalarına kısa süreli ve mesafeli olarak katılmış, bu sebeple DÖSE çalışmalarının aksamaması için öğretmenler fiili olarak katkı sağlamak zorunda kalmışlardır.  

DÖSE çalışmalarına öğrencilerin katılamaması dar gelirli öğrencilerin gelir elde etmesine engel teşkil etmektedir. Bu durum salgın öncesi DÖSE çalışmalarından aldıkları ücretle aile ekonomilerine destek veren birçok öğrencimizin mağduriyetine neden olmaktadır. 

Öğrencilerin döner sermaye kapsamında sokağa çıkma kısıtlamasının bulunduğu günlerde ulaşım (belediyelerin öğrenci kartlarını valilik kararıyla kullandırtamaması) ve yemek sorunlarının ortaya çıkması, okula geliş gidişlerde okul tarafından verilen izin belgelerinin kolluk kuvvetleri tarafından her zaman kabul görmemesi sıkıntılara yol açmaktadır.  

Çalışma ortamlarında salgına karşı korunma şartlarının yeterli olmamasından dolayı bulaşa karşı korunma ortamını oluşturmak için dönüşümlü olarak sınırlı personel ve öğrenci ile çalışılması, üretim planlamalarının aksamasına ve verimliliğin azalmasına sebep olmaktadır.

MESLEKİ EĞİTİM MERKEZLERİNİN SORUNLARI

Mesleki Eğitim Merkezi öğrencilerinin çalıştığı orta ve küçük ölçekli  işletmelerin, salgın süresince sokağa çıkma kısıtlamaları sebebiyle iş kapasiteleri düşmüş ve çalışanların giderlerini karşılayamayacak durumda kalmaları sonucunda küçülmeye gitmek zorunda olmaları sebebiyle çıraklık ve kalfalık öğrencilerinin işsiz kalmaları eğitimi olumsuz etkilenmiştir. 

Mesleki eğitim merkezlerine devam eden öğrencilerin gündüzleri işletmede çalışmaları sebebiyle uzaktan eğitime katılmaları düşük olmakta ve eğitim öğretim faaliyetleri gerçekleştirilememektedir.  

DİĞER SORUNLAR

Uzaktan eğitimle atölye-laboratuvar ve meslek derslerinin işlenmesi yeterli bir uygulama olmayıp; öğrencilere mesleki ve teknik eğitim vermiş olmaktan uzak olup ancak teorik derslerin donatım gerektirmeyen bilgileri verilebilmektedir. Meslek derslerinin işlenmesinde teknolojik donatıma ihtiyaç duyulması ve öğrencilerin evlerinde bu donatım ortamına istese de sahip olamayacak olması öğrencilerin dersleri kavrayabilme imkânını ortadan kaldırmaktadır. 

Uzaktan eğitim sürecinde, atölye/laboratuvar ve teknolojik donanım gerektiren meslek derslerinin verilmesinde sorunlar yaşanmış birçok uygulamalı dersler öğrencilere verilememiş ve öğrenciler uygulama pratiği kazanamamışlardır. Atölye/laboratuvar ve meslek derslerindeki uygulama eğitimlerinin bir kısmı öğrencilere teorik olarak verilmek zorunda kalınmıştır.  

Okullarımızda uzaktan eğitim sürecinde donatım yetersizliği sebebiyle EBA Erişim Noktası kurulmasında sorunlar yaşanmakta ve teknik donanım eksikliğinden kaynaklı bu noktalar, amacına uygun kullanılamamaktadır.  

Salgın sürecinde mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında yürütülen ulusal/uluslararası projelerin iş akışı değişmiş, projelerin bitirme süreçleri uzamıştır. Okullar bu süreçte uluslararası projelerin çoğunu iptal etmek durumunda kalmışlardır.  

2019-2020 eğitim öğretim yılında tüm öğrencilerin bir üst sınıfa geçmesi, 2020-2021 öğretim yılında da aynı beklentiyi doğurmuş ve öğrencilerin derse katılımlarını olumsuz etkilemiştir. Devamsızlık konusunda kontrol ve yaptırımın olmaması hem uzaktan eğitimde hem de yüz yüze eğitimde derslere katılımı ve/veya sınıf içi etkili öğrenmeye katılımı azaltmaktadır. 

Sürekli ve çoğu kez son anda yapılan değişiklikler, öğretmen ve öğrencilerin psikolojik olarak yıpranmalarına ve ikilemde kalarak sorun yaşamalarına sebep olmaktadır. Uzaktan veya dönüşümlü çalışan ilçe, il ve bakanlık personeline ulaşmak mümkün olamadığından okul yönetimleri uygulamada yaşanılan sorunları aktaracak muhatap bulamamış sorunlarla yalnız mücadele etmek zorunda kalmıştır. Okul yönetimlerini yangının tam orta yerine atıp netleşmemiş yazıları kendilerinin yorumlayarak uygulamaya koyması beklenmekte, eğitim kurumu yöneticileri bu süreçte gereğinden fazla yıpratılmaktadır.  

İşletmelerde mesleki eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılması sebebiyle öğrencilerin çoğunluğu işletmelere devam etmemektedir. Geçen yılın ikinci döneminde de aynı durumun yaşanması sebebiyle alt sınıftan öğrenme eksikliği olan öğrencilerimizin bilgi ve becerileri istenilen seviyenin çok altında kalmıştır. 

Uygulamalı derslerin okulda, teorik derslerin ise uzaktan eğitimle yapılması, teorik-uygulamalı ders ayrımı sorununu yaratmış, derslerin işlenmesindeki sürelerin haftalık olarak azaltılması uygulama derslerinde yetersizliğe neden olmuştur. 

En olumsuz şartlardaki okul ortamı sokaktan daha güvenlidir. Gerektiği gibi alınacak tedbirlerle; işletmeler, okul ve eğitim kurumu ortamlarının; öğrencilerin kontrolsüz olarak kendi hâllerine bırakıldığı ve kontrolden uzak dış mekânlarda yaşadığı sosyal ortamlardan daha güvenli olduğu bütün eğitimciler tarafından kabul görmektedir. 

01 Aralık 2020 tarihinden itibaren öğrencilerin işletmede mesleki eğitime devam etmesi yönünde verilen karar, öğrenci ve veliye bırakılmış olup bu tercihli durum, yılsonunda öğrencinin başarılı ya da başarısız sayılması konusunda öğrenciler arasında eşit ve adil olmayan bir durum oluşturmaktadır. Hâlbuki İşlemelerde mesleki eğitim veya yaz stajları uygulamalı iş başı eğitim süreci olup, beceri eğitim ve öğretimlerinin tam mesai ile iş yerinde yapılmaları gerekmektedir.  

İşletmelerde mesleki eğitimine hiç gitmeyen öğrencilerin durumu birçok sorunun kaynağı olduğu gibi bu öğrencilerin okulda uygulama eğitimi almaları istense de mümkün değildir; çünkü okulların atölye ve laboratuvar ortamlarının kapasiteleri son sınıf öğrencilerinin işletmede mesleki eğitime gidecekleri esas alınarak değerlendirilerek planlanmakta ve öğrenci kontenjanları buna göre belirlenmektedir.

İşletmede meslek eğitimi günlerinde veli tercihi ile öğrencilerin işletmede olması gereken günler ile ilgili konunun nasıl değerlendirileceğinin belirsizliği yaşanmaktadır. Bu yönüyle öğrencilerin devam-devamsızlığının nasıl değerlendirileceği bilinmemektedir.

Sorunların Değerlendirilmesi

Salgından korunma ve salgını önleme ile ilgili her türlü koruyucu tedbir alınarak okul/kurumların yüz yüze eğitim öğretime aksatılmadan açık tutulması önceliğimiz olmalıdır. Bu konu ile ilgili, eğitim öğretim çağındaki ve geleceğimiz olan çocuklarımız ve gençlerimizin iyi yetişmeleri ve geleceklerini planlamaları  için her türlü fedakârlığın yapılması gereklidir.  

Salgın döneminde ülke çapında kapanma zorunluluğunun olması dışındaki tüm zamanlarda okullar yüz yüze açık tutulmalıdır. Başka bir ifadeyle “ülkemizin tamamında tam kapanma zorunluluğu doğana kadar okullar açık tutulmalı ve son olarak okullar kapanmalı, tam kapanmadan kademeli olarak normale dönüş sürecine geçilmeye başlandığında da ilk önce okulların açılması ilkesi ve uygulaması esas alınmalıdır” anlayışı devlet politikası olmalıdır.   

Bu bağlamda; okulların kapatılması bir acil durum tedbiri olup uzaktan eğitim adına yapılanlar ise öğrenmenin bütünüyle kesintiye uğramaması için acil durum müdahaleleridir. Bu yönüyle hiç kimse şu anda gerçekleştirilen uzaktan öğretme-öğrenme faaliyetlerinden bütüncül bir eğitim niteliği beklememelidir. Kaldı ki en başarılı bir uzaktan eğitimin bile yüz yüze eğitimin yerini tutmayacağı ve asıl olanın okullarda yüz yüze yapılacak eğitim öğretim olduğu bütün eğitimciler tarafından tartışmasız olarak kabul edilmektedir.  

Salgın döneminde okulların yüz yüze eğitim öğretime kapatılarak uzaktan eğitim yapılması kararları ve uygulamalarında tutarsızlıklar bulunmakta ve yaşanmaktadır. Şöyle ki; 

• Bağımsız anaokulları salgına karşı eğitim kurumları içerisinde en riskli eğitim kademesi ve yaş seviyesidir. Çünkü maske ve mesafenin uygulanması, eğitim içeriği ve uygulama metodu yönüyle çok zor ve öğretim müfredatları içeriği birlikte oyun oynayacak eğitim faaliyeti olan okul türüdür. Ayrıca bu okullar, öz bakımları açısından ikinci kişilerin yardımına ihtiyaç duyan çocuklarımızın ve hijyen kurallarının uygulanması en zor olan yaş grubu çocuklarımızın gittiği okullardır.  

Bu yönüyle bu okullar yüz yüze eğitime açık oluyorsa diğer eğitim kademelerinde daha sağlıklı yüz yüze eğitim yapılabilir demektir. Fakat bu uygulama farklılığının sebebi pedagoji bilimi ve/veya salgın ile ilgili gerekçelerden olmayıp, çalışan anne babaların durumları dikkate alınarak ikircikli bir yaptırım uygulanmaktadır.  

• Organize Sanayi Bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerde kapanma olmayıp 18-65 yaş aralığında çalışanlar ile ilgili salgın dönemi sürecinde tam kapanma hemen hemen hiç yaşanmamış, üretim devam etmiş ve etmektedir. Üstelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının gayretleriyle Koronavirüs hastası olan ya da hasta ile teması olanlar ile ilgili karantina süreleri 10 ve 14 gün olarak uygulanırken çalışanların sağlıklı yaşamları riske edilerek bu süreler yarıya düşürülmüştür.  

• Salgın süreci boyunca sahibi olmayan ve bu iktidar döneminde etkisiz kurum hâline getirilen ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından sahip çıkılmayan okullarımız, tam kapanma süreci hiç uygulanmayan ülkemizde, yüz yüze eğitim öğretime ilk kapanan veya son açılan/açılacak olan sektör olma talihsizliğini yaşamaktadır.  

• Salgın döneminde uygulama eğitiminden eksik ve yoksun olarak mezun olan öğrencilerin yükseköğretime girişleri ve yükseköğretimde öğrenim gördükleri süre boyunca yükseköğretim kurumlarının da sıkıntı yaşamaları kaçınılmaz olacaktır.  

• Bu süreçte mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarının işletmede mesleki eğitim yapan öğrencilerinin işletmede mesleki eğitime devam edip etmeyecekleri önce kısıtlanmış sonra veli isteğine bırakılarak dünyada örneği olmayacak bir garabet hâlini almıştır. Bu öğrencilerin devamsızlık ve beceri ile ilgili ölçme değerlendirmeleri tam bir mizah konusu olmuş, öğretmenler çaresiz hâlde vicdanları ile karşı karşıya getirilmiştir. Şu anda tam bir mizah hâlinde yetkiler tarafından sözlü olarak işletmeye gitmeyenlerin sınıfta bırakılmaması telkin edilmektedir.  

Çünkü bu konuda yazılı olarak açıklama yapamayacakları için sözlü telkin etmektedirler. Bu durum; öğretmen kamuoyunda işletmeye devam eden öğrencilere neyi hak ediyorsa alabileceği not, veli tercihi ile işletmede mesleki eğitime gitmeyen öğrencilere ise sınıfı geçecekleri kadar not verileceği olarak değerlendirilmektedir. 

• Geçen yıl ve bu öğretim yılında 9. sınıflara yeni kayıt olan öğrencilerin yüz yüze eğitim alamamaları mesleklerini tanımadan ve atölye/laboratuvar ortamında akranlarını tanımadan görmeden üst sınıfa geçmeleri, öğrencileri takım çalışması ortamından yoksun bırakmakta ve onların mesleklerini severek öğrenme isteğinin oluşmasında eksiklik yaşamalarına neden olmaktadır. Alt yapıyı almadan işlem basamaklarında ilerleme zorlukları ile son sınıflara geldiklerinde salgın süreci sonunda işletmede meslek eğitimine gittiklerinde, İSG konusunda işletmelere çok ciddi sıkıntı yaşatabileceklerdir.    

• Mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarının ara sınıflarında olan öğrencilerin geçen yıl kaybedilen uygulama eğitimlerinin bu yılda da kaybedilmesi durumunda, iki yıllık kayıpları sonucunda alacakları eğitim ve diplomalarının sektörde ne kadar bir değeri olabilir. Salgın süreci öncesi mesleki ve teknik okul/kurumlarından mezun olan öğrencilerin hizmet ve üretim sektöründe alanında istihdam oranı % 10’un altında iken salgın sürecinde yapılan uzaktan eğitim ile elde edilemeyen uygulama eğitimden yoksun olarak mezun olup diploma alacak öğrencilerin sektörde alanında istihdam oranları kaç olabilecektir. Bu konuyu iş piyasasının zaten nitelikli iş gücü istihdamında sıkıntı yaşayan hizmet ve üretim sektörü işletmeleri ile kamuoyunun takdirlerine sunuyoruz. 

• Salgın sürecinde yapılan uzaktan eğitim sebebiyle öğrencilerin ancak okul/kurumların atölye ve laboratuvar ortamlarında gerçekleşebilecek uygulama eğitiminin eksikliği yaşanırken bir başka çelişki ise okul/kurumların döner sermaye işletmelerinin faaliyetleri devam etmiş ve etmektedir. Salgın sürecinde okul/kurumlarda yapılan salgına karşı bulaşmayı önleyici koruyucu maske veya dezenfektan üreten faaliyetlere izin verilmiştir. Aynı şekilde oteller ile yiyecek içecek sektörünün kapalı olduğu dönemlerde mesleki ve teknik okul/kurumları tarafından sağlık personeline otelcilik hizmeti verilmiştir. Hatta bu faaliyetlerde bazı yöneticiler göze girebilmek için okullarda sıkıntı yaşatacak kadar aşırıya kaçan abartılı üretime zorlanmış, tehlikeli mesleklerle ilgili gereken İSG tedbirleri kontrolü hiçe sayılmış yanıcı dezenfektan üretimi sırasında öğretmen ölümlerine sebep olunmuştur. (*)

Döner sermaye çalışmaları yapılmış olmasına rağmen, aynı atölye/laboratuvarlar ve diğer eğitim öğretim ortamları öğrencilerin uygulama eğitimlerine kapalı tutulmuş ve eğitimde uzaktan eğitim yapılması tercih edilmiştir. 

 İş Piyasasının Beklentileri

• Üretim ve hizmet sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda; nitelikli ve uygulamalı eğitime dayalı mesleki yeterliliklerin kazandırılması suretiyle rekabete dayalı iş piyasasına nitelikli iş gücü yetiştirilmesinin sağlanması.

• Bireyin istihdam edilebilirlik derecesinin arttırılması için çağın teknolojisine uygun, mesleki ve teknik eğitim faaliyetleriyle markalaşmaya yönelik tasarım ve üretim talebini karşılamak ve gençlerin meslek edinme ve meslek geliştirme ihtiyaçlarının karşılanmasının sağlanması.

• Günümüzde yaşanan yoğun rekabette, yeniliğe açık, farklı ve fayda yaratıcı, gizil yetenekleri ortaya çıkarmaya cesaret veren bir eğitim anlayışıyla; ileri teknolojiyi kullanabilen, ölçülebilir verimlilik değerlerine uygun davranış kazandırarak, kendisini ve mesleğini ileriye taşıyabilecek, ekip ruhuyla hareket edebilen ve iş hayatında aranan niteliklere sahip işgücü yetiştirilmesi.

• Sektörün ihtiyaçları doğrultusunda şekillenecek eğitim programları hazırlanarak kamu ve özel iş piyasasının talep ve ihtiyaçlarına özgün eğitimler vermek.  

• Nitelikli iş gücü ile ortaya çıkacak olan katma değerli ürünler ile işletmelerin arzu edilen hedeflerine kolaylıkla ulaşmalarını sağlamaya katkıda bulunacak yetkinlikte; uygulayarak, yaparak, yaşayarak öğrenme ortamında eğitim alan öğrencilerin hayatta bir adım daha öne çıkmalarını sağlayacak öğretim verilmesi. 

İş piyasasının beklentilerinin uzaktan eğitim ile karşılanamayacağı bir gerçektir. Öğrencilerin sektörün istediği kazanımları elde edebilmesi için acil olarak yüz yüze eğitime geçilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Bakanlık bir türlü doğru karar vererek yüz yüze eğitime geçmeye karar verememektedir. Böyle giderse neler olacağını biz söyleyelim; acil olarak yüz yüze eğitime geçilmediği takdirde mesleki ve teknik eğitim, genel ortaöğretime dönüşecektir.  

Teklif ve Önerilerimiz;

1. Gelinen aşamada teorik ya da uygulamalı dersler ayırt edilmeksizin ve salgına karşı önleyici, koruyucu gerekli her türlü tedbir alınmak üzere normalleşme sürecine ilk olarak geçen kurumların; okul/eğitim kurumları olacak şekilde eğitimin bütün kademelerinde ve sınıf seviyelerinde normal yüz yüze eğitim öğretime başlanmalıdır.  

2. Mesleki ve teknik eğitimde beceri eğitimlerinin önemi göz önünde bulundurularak önümüzdeki dönemde bu derslerin saatlerinin ve sürelerinin artırılarak geçmiş dönem kayıplarının telafi edilmesi ve gelecek dönemde doğacak kayıpların önlenmesi gereklidir.  

3. Bütün eğitimcilere ve 18 yaş üzerindeki bütün öğrencilere, öğretim kademeleri ayırt edilmeksizin salgını önleyici ve koruyucu aşıların ivedilikle yapılması sağlanmalıdır. 

4. Mesleki rehberlik ve kariyer danışmanlık sistemi tesis edilerek, yaşanan salgın sürecinden olumsuz etkilenen, meslekleri ile bağ kurmakta zorlanan ve umutsuz olan öğrenciler ile yakından ilgilenilmesini sağlayacak iyileştirici tedbirler alınmalıdır.

 5. Salgının seyrine göre ülke genelinde tam kapanmanın zorunlu olduğu dönemlerde teorik derslerin uzaktan eğitim yapılması; yüz yüze eğitimin verilebildiği dönemlerde ise uygulama içerikli derslerin verilebileceği bir süreç için ayrıntılı ve ülke genelinde birliği sağlayıcı ders çizelgeleri düzenlenmelidir. 

6. Salgın dönemlerine özel müfredat programları ve uygulama süreçleri yeniden değerlendirilerek acil eylem planları hazırlanmalı ve salgın sürecine uygun gerekli tedbirler alınmalıdır. Günümüzde yaşanan salgının ne ilk ne de son salgın olmayacağı bilinciyle ‘kervan yolda dizilir’ anlayışından vazgeçilmeli, gelişmiş ülke olmanın gerektirdiği modern yönetim anlayışıyla hazırlıklı olarak hareket edilmelidir. 

7. Okul/kurumların öğretmen, personel ve öğrenci sayılarına uygun kişiye özel koruyucu donanım ve dezenfektan malzeme seti hazırlanarak  yüz yüze eğitim sürecinde okul/kurumda öğretmen,  personel ve öğrencilere ücretsiz olarak verilmelidir.  

8. Uzaktan eğitim döneminde ve/veya yarıyıl tatilinde okul/kurumların aldığı “Okulum Temiz Belgesi” doğru ve güzel bir çalışma olmakla birlikte, daha güzeli eğitim ortamlarının temizliğinin sürekliliği ve yeterli düzeyde olmasının korunmasıdır. Okul/kurum yöneticilerinin fedakârlıklarıyla ve kıt kaynaklarla sağlanan güzelliğin korunması ve temizliğin devamlılığının sağlıklı olarak yürütülebilmesi için Millî Eğitim Bakanlığının acilen yeterli ek personel ve ödenek desteği sağlaması gereklidir.

9. Mart ayında yapılacak sınavlar yapılmayarak okul/kurumlar 01.03.2021 tarihinden itibaren açıldığında doğrudan ve sadece eğitim öğretime başlanmalıdır. Çünkü;

a) Değişik sebepler ile uzaktan eğitime öğrenci katılımının sağlıklı takip edilememesi, ailelerin ekonomik durumlarının yetersizliğinden dolayı bilişim ve iletişim araçlarının eksikliği veya ev ortamlarının uygun olmaması ya da internete erişim sıkıntısı vb. sebeplerle 1. dönemde uzaktan eğitim ile teorik derslerde öğrencilere sağlıklı bir öğrenim verilemediği herkes tarafından bilinen gerçektir.  

b) Mesleki ve teknik eğitim son sınıf öğrencilerini işletmede mesleki eğitime devam etmeleri velinin isteğine bırakıldığından devam eden ve devam etmeyen öğrenciler ya da salgından kaynaklanan kısıtlama veya sıkıntılar sebebiyle işletmesi kapanan öğrenciler arasında birlik bulunmadığı da bilinmektedir. 

c) Bu yaşananlara göre ‘ne verildi de ne istenecek’ denilebilecek durumdaki öğrencilere yapılacak sınavlarda nasıl bir ölçme ve değerlendirme yapılacaktır; Rahmetli Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun deyimiyle “mış gibi” yaparak sınav yapmış olmak için sınav yapmak kime ne kazandıracak bilinmemektedir.

Asıl olan ve yapılması gereken ise geçen yıl nasıl ikinci dönem notu verilmeden sadece 1. Dönem notu ile öğrenciler bir üst sınıfa geçmişlerse bu öğretim yılında da öğrenciler 1. Dönem notu verilmeden sadece 2. Dönem notu ile değerlendirilmelidir.  

10. Yeni başlayacak dönemde öğretmen, öğrenci, veli, iş piyasası ve yükseköğretim açısından da ayrıca yapılması gerekenler bulunmaktadır.

 a) İster uzaktan eğitim olsun, ister yüz yüze eğitim olsun teorik veya uygulamalı atölye/laboratuvar ve meslek dersleri olsun, ister işletmede mesleki eğitim olsun toplam eğitim öğretim yılının süresi olan 180 günlük öğretim süresinden kısıtlama olmaksızın eğitim öğretim gerçekleştirilmeli ve bundan bir saat/bir gün bile taviz verilmemelidir. Gerekiyorsa Cumartesi günlerinde gerekiyorsa yaz tatilinde de eğitim devam ederek yapılması gereken öğretim süresi eksiksiz tamamlanmalıdır. 

b) Salgını önleyici çalışmalarda görevli sağlık çalışanlarına ödenen ek ücret gibi öğretmenlere de salgın süresince ek ücret ödenmelidir. Cumartesi günleri ve öğretim süresi uzatıldığı takdirde yaz tatilinde görev yapacak öğretmenlerin girdiği derslerin tamamı ücretli ek ders sayılmalı ve ders ücretleri %100 zamlı olarak ödenmeli, bu konuda gerekli çalışmalar gecikmeden yapılmalıdır.

 c) Geçen yıl yaşanan sıkıntılar yaşanmaksızın gecikmeden hemen ortaöğretime ve yükseköğretime giriş sınav tarihleri ve soruların kapsamı ivedilikle açıklanmalıdır. Belirlenecek tarihlerde turizm sektörü ve/veya diğer faktörler dikkate alınmadan sadece geleceğimizin teminatı öğrenciler ve eğitim öğretim esas alınmalıdır.

11. Salgın sürecinde tam kapanma olmayan dönemdeki tüm eğitim kademelerinde, eğitime birinci derecede önem veren gelişmiş ülke okul/kurumlarında yüz yüze eğitime gerekli tedbirler alınarak devam edilmiştir. Alınan tedbirlerin dikkat çeken en önemli uygulaması ise öğrenciler ikiye bölünerek ikili öğretime geçilmiş ve ders içeriklerinde kısıtlamaya gidilmemiştir. Bizde de kısa vadede acilen ücretli öğretmen görevlendirmesi yapılarak, orta ve uzun vadede ise atanamayan öğretmenlerin istihdamını sağlayacak şekilde kadrolu öğretmen atamalarına hız verilerek öğrenciler için sınıf ortamında fiziksel mesafenin oluştuğu sağlıklı eğitim ortamına geçiş için verimli bir çözüm sağlanabilir. 

12. Yüz yüze eğitim sürecinde okul/kurumlarda salgını önleyici ve koruyucu tedbirlerin uygulanmasının yeterince ve gerektiği gibi sağlanması için; 

a) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bütün birimlerin müdürlükleri ve ilgili kuruluşlar ile okul/kurum yönetici, personel ve öğretmenlerin sorumluluklarını belirten ciddi ve uygulanabilir yaptırımların yerine getirilmesi için ilgili mevzuatlarda gerekli düzenleme ve uygulamanın tavizsiz olarak yerine getirilmesi sağlanmalıdır. 

b) Her derece ve türde öğrencilerin sorumluluklarını belirten ciddi ve uygulanabilir yaptırımların getirilmesi için öğrenci ödül ve disiplin yönetmeliğinde gerekli düzenlenme ve uygulamanın tavizsiz olarak yerine getirilmesi sağlanmalıdır. 

 SONUÇ;

Eleştiri, görüş ve önerilerimizi; salgın sürecinde öğrencilerin, ailelerin ve öğretmenlerin iyi olma hâline katkıda bulunmayı önceleyerek sunmaya özen gösterdik. Teknik Eğitim Vakfı olarak, yaşanan sorunların tespiti ve çözüm önerilerimizi okulların güvenli bir şekilde açılması, 2020-2021 eğitim öğretim yılı 2. döneminin daha verimli ve etkili bir şekilde gerçekleştirilmesi; öğrenme kayıplarının ve öğrenme eksiklerinin telafisi sürecine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. 

 Bu dönemde uzaktan öğrenme araçlarıyla yapılan uzaktan öğretim sürecinde yaşanan durumun gözden geçirildiği, okulların kontrollü şekilde yeniden açılmasında sınıf seviyeleri ve benzeri önceliklere göre kademeli bir yeniden açılış stratejisinin başladığı döneme girmiş bulunuyoruz. Yeni dönemde çocuklarımızın sağlığını ve geleceğini birlikte korumak için gerekli tüm tedbirleri alarak okulları güvenli bir şekilde açabilmek ve açık kalma sürekliliğinin sağlanması, salgının yayılmasının önlenmesi ile aynı zamanda öğrencilerimizin öğrenmelerinin yanında sosyal ve duygusal gelişimlerini sürdürebilmelerini sağlamaya odaklı bir yaklaşımı ortaya koymaya çalışmış bulunuyoruz. Ayrıca çocuklarımızın en güvenli öğrenme ortamı olan okulda, öğretmenleri ve akranlarıyla bir ve beraber olmalarının önemini ortaya koyarak öğrenme sürecinin okulda olmasının gerekliliğini belirtmek istiyoruz. 

 Yeni dönemde öncelikle çeşitli uzaktan öğrenme araç ve uygulamalarının etkililiği, okulların kapalı kalmasının öğrenme kayıpları ve öğrenme eksikleri oluşmasında etkileri, salgın surecinde öğretimin okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim, mesleki ve teknik eğitim ile yükseköğretimde yaşanan süreçte alınan kararlar, yapılan uygulamalar ile bu süreçte ortaya çıkan sorunlara yönelik çözüm önerilerini sunmaya çalıştık. Okulların güvenli bir şekilde açılabilmesi/açık tutulması ve öğrenmenin sürdürülebilmesi için öneriler oluşturduk ve cevaplanması gereken sorunlara dikkat çekmeye çalıştık. 

Yeniden yüz yüze eğitim öğretim dönemine başlarken salgın süreci devam ediyor. Salgını önleyecek tedbirlere her birimiz birey olarak önem verdiğimiz ölçüde salgının seyrini kontrol altında tutmayı başarabilir ve okulları sağlıklı bir şekilde açık tutarak yüz yüze eğitim öğretimi mümkün kılabiliriz. Çocuklarımızın sağlığı ve geleceği için hep birlikte temizlik, dezenfektan ve kişisel koruyucu önlemler ile fiziksel mesafeyi koruma konularında bütün paydaşlar ile daha duyarlı davranmayı, kurallara uymayı aynı zamanda millî bir görev olarak görüyoruz. Özensiz ve sorumsuz davranışların bedelini çocuklarımıza ödetmeye hiç kimsenin hakkı olmadığını düşünüyoruz. Salgın sürecinde yeni dönemin yeni bir başlangıç, sağlıkla öğrenmeye devam edebileceğimiz bir süreç olmasını diliyoruz. Saygılarımızla.                                            

                                                                                                                 26.02.2021

Dr. Orhan UYSAL

                                                                                                                    Teknik Eğitim Vakfı ​​​​​                                                                                                                                             Kurucular Kurulu Başkanı

(*) Mersin / Toroslar Atatürk Mesleki ve Teknik Lisesi Kimya Teknolojisi Öğretmeninin salgını önleyici ve koruyucu dezenfektan üretimi sırasında ölümüne sebep olunmuştur.