TEKNİK ÖĞRETMEN BASINDA

Tekev başkanı Erdoğan Özen'in, Teknik öğretmenlerin içinde bulunduğu durumu ve tarihsel süreci, aynı zmanda çözüm önerilerini de içine alan bir yazısı MİLLİYET gazetesinde bugün yayınlandı.

Ümidimiz, değinilen konulara etkisi, yetkisi ve bilgisi olanların destek vermesi.

Erdoğan ÖZEN

Teknik Eğitim Vakfı (TEKEV) Genel Başkanı

eozen42@gmail.com

 

ÜLKEMİZ MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMİNDE YAŞANAN GELİŞMELER

Teknik Öğretmenlerin Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren endüstriyel kalkınmamıza katkıları inkâr edilemez bir gerçektir. Teknik Öğretmenlik mesleği, hem meslek okullarında öğretmenlik, hem sanayide saha mühendisliği görevlerini yapabilen bir donanım sağladığından, varlığını ve ağırlığını her zeminde hissettiren bir meslek olmuştur.

Ülkemizin ihtiyacı olan yetişmiş insan gücüne kaynak teşkil eden Mesleki ve Teknikokullarda görevlendirilen Teknik Öğretmen ihtiyacının karşılanması için önce 1937 yılında Ankara’da, 1976 yılında da İstanbul’da Teknik Yüksek Öğretmen Okulları açılmış, ardından 1980’li yıllardan itibaren herhangi bir plan ve program yapılmadan açılan Teknik Eğitim Fakültelerinin sayısı 19’a çıkartılmıştır.

Kalkınma planlarına göre insangücü planlaması ve sektörlerin gelecekte ihtiyaç duyacakları meslek dallarına yönelik herhangi bir araştırma yapılmadan açılan 19 Teknik Eğitim Fakültesi, birbirlerinin benzeri şablon bölümler açarak 2010 yılına kadar öğrenci alımlarına devam etmiş, Bakanlar Kurulunun 13/11/2009 tarih ve 27405 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2009/15546 sayılı kararı ile kapatılarak, Teknoloji Fakültelerine dönüştürülmüşlerdir. Ancak; Teknik Eğitim Fakültelerinin 2000 yıllarının başından, kapatılma süreci sonucu öğrenci alımının durdurulduğu, var olan öğrencilerin devam ettiği 15 yıllık süreçte de yılda yaklaşık olarak 4.000 mezun vermiş, bunun sonucunda da toplam mezun sayısı 50 bini aşmıştır. Bunun karşılığında da Milli Eğitim Bakanlığı belli branşlar haricinde bu mezun öğretmenler arasından yüzlerle ifade edilebilecek sayıda mezun için kontenjan ayırarak, mesleki ve teknik okullara öğretmen atamasında bulunmuştur. Sonuç olarak,  bugün 50 bine yakın sayıda  “Atanamayan Teknik Öğretmenler sorunu” ortaya çıkmıştır.

Bu arada, Teknik Eğitim Fakültelerinin Teknoloji Fakültelerine dönüştürülmesi ile bu fakültelerden “Mühendis” unvanı ile mezun verilmeye başlanmıştır. Günümüzde TEKNİK ÖĞRETMEN unvanı veren bir fakülte bulunmamaktadır. Teknik eğitim fakültelerinden mezun olmuş Teknik Öğretmenlere de eksik kredilerini tamamlamak kaydıyla Mühendis olma hakkı tanınmış, uygulaması Yüksek Öğretim Kuruluna (YÖK) bırakılmıştır.

2013 yılında başlayan bu uygulamaya ilk etapta yoğun talep olmuş, 15.000’e yakın teknik öğretmen mühendislik tamamlama hakkı kazanmış, ancak sadece 2791 kişi çeşitli üniversitelere yerleştirilmiştir. 2014'de 14.275 kişi, 2015'de 11.709 kişi, 2016'da ise 9269 kişi başvuru yapmıştır.

Barajı geçerek tercih yapanlardan 2013’de 11.505 kişi, 2014'de 1894 kişi, 2015'de 2647 kişi, 2016 'da ise 80 kişi kontenjan olmamasından dolayı yerleşememiştir.

2017 yılına kadar, Mühendislik Tamamlama Sınavına (MTS) giren ve kazanan ancak kontenjan eksikliği nedeniyle yerleştirilemeyen toplam 15.000 kadar teknik öğretmenin mühendislik isteği bir türlü gerçekleşememiştir.

YÖK Başkanı M. A. Yekta Saraç’ın yapmış olduğu açıklamada, Mühendislik Tamamlama programları tercih kılavuzunun ÖSYM’nin sitesinde önümüzdeki aylarda yayımlanacağı belirtilmiş, aynı açıklamada ayrıca talepler dikkate alınarak bu yılki kontenjanların bir önceki yıla göre arttırılabileceği belirtilmiştir.

Henüz açıklanmamış olmasından dolayı geçen yıllardaki gibi bir sayı telaffuz etmek istemiyorum. Ancak bu yıl için asgari ihtiyaç; en az 7500 kontenjan olarak belirlenmelidir. Eğer, bu husus da devlet Üniversitelerimizin kapasite sorunu varsa, Vakıf Üniversitelerimizde bu sürece dâhil edilmelidir. Artık atanamayan teknik öğretmenlerin var olan sorunlarından biri olan Mühendislik Tamamlama sorunu bir şekilde mutlaka çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Teknik Öğretmenlerin çalışma hayatında başta unvan, yetki ve sorumluklarından kaynaklanan sorunlar olmak üzere, mevzuatlardan veya uygulamadan kaynaklanan sorunları bir an önce belirlenmeli, atanamayıp sanayi sektöründe görev alan arkadaşlarımızın çalıştıkları işyerlerinde daha istekli ve verimli olarak çalışabilecekleri ortamlar sağlanmalıdır.

Teknik Öğretmen tanımı yeniden yapılmalı, mühendislik eğitiminin üstünde 2 yıllık akademik veya 3 yıllık özel sektör deneyimi ile verilen, atandığında 3600 ek gösterge ile ücretlendirilen, “Eğitim Öğretim Hizmetleri Sınıfı” yerine oluşturulacak Teknik Eğitim Öğretim Hizmetleri Sınıfında çalışan, farklı hak ve sorumluluklar getiren bir yasal düzenleme getirilmelidir. Böylece, ülkemizde 21. yüzyıl şartlarına uygun arzu edilen düzeyde nitelikli Teknik Eğitim verilmesinin önü de açılacaktır.

Meslek liselerinin özendirilmesi için, TEOG sınavından 350 ve üzeri puan alan öğrencinin, meslek lisesini tercih etmesi durumunda aylık 250-500 TL burs verilebileceği kamuoyuna açıklanmalı, başarılı öğrencilerin mesleki ve teknik liselerimizi tercih etmelerinin önü açılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, başarılı öğrenci, kaliteli teknik öğretmen ve uygun alt yapı ülkemiz sanayisinin, sanayi4.0 sürecine ulaşmasının da en kestirme yoludur. Sonuç olarak; artan talep, hem öğrenci sayısına hem akademik başarı ortalamasına yansıyacak, dolayısı ile atanamayan öğretmenlere de istihdam yolu açılacaktır. Artan akademik başarı ile meslek lisesi mezunları, sanayi ve hizmet sektörlerimizde aranan yetişmiş insan gücü olarak yer alacaklardır. Zira; günümüzde işyerleri, mesleki bilgi ve becerisi yüksek, teorik ve pratik düzeyde rekabetçi, mesleğindeki gelişmeleri yakından takip eden ve öğrendiklerini başarıyla uygulayan, katma değer yaratan insanla özdeşleşmiştir. İsteyen mezun öğrencilerimizin de üniversiteye girme oranları yükselecek, meslek liseli mühendis olarak, pratik bilgileri yüksek ve becerili işgücü olarak sektörde yer almalarının önü açılacaktır.

1986 yılında yayımlanarak yürürlüğe giren 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’na dayalı olarak yapılan hukuki düzenlemelerde; işletmelerde meslek eğitimi görevi mesleki ve teknik öğretmenlerince ek ders ücreti karşılığı yerine getirilen bir görev iken, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin kararda yapılan değişiklikle,  işletmelerde meslek eğitimi ve staj kapsamında yapılan ders görevleri yüz yüze eğitim tanımı kapsamına alınmış, bu görevler eğitim öğretim yılı içinde aylık karşılığı ders görevi olarak verilecek konuma getirilmiştir.

Devletimiz sanayileşmenin, kalkınmanın, istihdam sağlamanın, üretimin temel unsuru olan mesleki ve teknik eğitime kalkınma planları, hükümet programları, strateji ve eylem planlarında gereken önemi verdiği, işbaşı eğitimin değer kazandığı, eğitimde reformu her kesimin dillendirdiği günümüzde, mesleki/teknik öğretmenlerin özlük haklarında iyileştirme yapılması beklenirken, alınan kararla daha geriye götürülmesi kabul edilebilir değildir.

Ayrıca, Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslarda değişiklik yapılarak işletmelerde meslek eğitimi görevinin maaş karşılığı görevine dönüştürülmesi, Aralık 2016 ayında yürürlüğe giren 6764 sayılı yasayla yeniden etkinlik sağlanmaya çalışılan okul-sektör işbirliği uygulamalarına, dolayısıyla eğitim-işgücü piyasası arasında uyum sağlanmasına yönelik çabalara da darbe vuracaktır.

Eğitim ve işgücü piyasası arasındaki fonksiyonel bağın, 3308 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 1986 yılındaki gibi olabilmesi açısından, işgücü arzı ve talebi arasındaki uyumsuzluğu en asgari düzeye indirmenin yolu okul-sektör işbirliğini, okul-sektör içiçeliğine dönüştürmekten geçmektedir. İşletmelerde Meslek Eğitimi görevi Temmuz.2017 öncesinde olduğu gibi en kısa sürede yapılacak yeni bir düzenlemeyle ek ders ücreti görevi karşılığı olarak verilmeye devam edilmeli, işletmelerde meslek eğitimi görevinin mevzuatlarda yer alan tanımlamalarının daha belirgin hale getirilmesi, yorum farklılıklarının ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Mesleki ve Teknik Orta Öğretim Kurumlarında görev yapan teknik öğretmenlere verilmekte olan tazminat oranları, Bakanlar Kurulunca yasada belirtilen en üst seviyeye çıkartılmalıdır.

Huzur hakkı ödemeleri de günün şartlarına göre yeniden belirlenmelidir.

Ayrıca bu okulların yöneticilerinin (müdür, müdür başyardımcısı, en az 2 müdür yardımcısı), mesleki/teknik öğretmen kadrolarından atanması için gerekli yasal düzenlemeler vakit geçirilmeden bir an önce yapılmalıdır.

Mesleki ve Teknik Eğitimde, genel kavramlara değil, pratik eğitime ağırlık verilmeli, şablon bölümler yerine, ihtiyaca yönelik olarak bölümler planlanmalı, bilgi teknolojilerine tüm sektörler için hazırlanan programlarda yer verilmelidir. Yeni hayat, dijital hayattır. Dijital teknolojiyi kullanabilmenin yolu dijitalleşmiş bir şekilde eğitim yatırımlarına ağırlık vermekten geçmektedir. Endüstri 4.0 nesnelerin interneti, büyük veri ve bu trendlerin yarattığı değişim mesleki ve teknik eğitimin her kademesinde yer almak zorundadır.

Pratik eğitimin etkinliği ile teknik yayınlar arasında güçlü ilişki olduğu göz önüne alınarak sektörlerde yaşanan gelişmelere paralel olarak mesleki eğitimde ihtiyaç duyulan teknik yayınları sürekli geliştirecek ve yayınlayacak mekanizmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

Sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı eğitimdir. Ülkemiz mesleki ve teknik eğitimi de memleket meselesidir. Sadece Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarının iyileşmesini beklemeden, mesleki ve teknik eğitimde paydaş olan tüm taraflar sorumluluk alarak taşın altına eline sokmalıdır. Mesleki ve teknik eğitimle sadece belirli yaş grupları için değil, her yaş ve seviyedeki insanımıza ulaşmak için aldığımız tedbirleri ve uygulamaları gözden geçirmek zorundayız.

<<Önceki Haber Sonraki Haber>>